A1 İngilizce kelimeler
WordStudy sözlüğündeki 1.037 A1 kelimesinin tamamı — Türkçe çeviri, sade İngilizce tanım ve örnek cümleyle.
A1 ne demek
A1, ilk CEFR seviyesi: en ilk derslerde karşılaştığın kelimeler — selamlaşma, sayılar, aile, yemek, saat, günlük eylemler. A1 kelime dağarcığıyla kendini tanıtabilir, basit sorular sorabilir ve tanıdık konulardaki yavaş, net konuşmayı anlayabilirsin.
A1, altı CEFR seviyesinden biri. Sözlüğün tamamında 84.633 kelime var: A1 1.040 · A2 2.579 · B1 6.148 · B2 8.003 · C1 10.482 · C2 56.381. Seviyeler nasıl belirleniyor →
Dosya mı tercih edersin? A1–A2 listesi CSV olarak ücretsiz indirilebilir (3.619 kelime, CC BY 4.0).
Tüm A1 kelimeler
A
- a bit— biraz
- abc— alfabe
- able— hünerli
- about— hakkında
- above— üstünde
- achoo— hapşuu
- across— karşısında
- actor— aktör
- actress— aktris
- address— adres
- adult— yetişkin
- afraid— korkmuş
- after— sonrasında
- afternoon— öğleden sonra
- afternoons— öğleden sonraları
- again— Tekrar
- against— karşı
- age— yaş
- ago— evvel
- air— hava
- all— Tümü
- allright— tamam
- alone— yalnız
- alright— Tamam
- also— Ayrıca
- always— Her zaman
- am— -im
- an— bir
- and— Ve
- angry— sinirli
- animal— hayvan
- another— bir diğer
- answer— cevap
- any— herhangi
- anybody— herhangi biri
- anyone— herhangi biri
- anything— herhangi bir şey
- apartment— daire
- app— uygulama
- apple— elma
- april— nisan
- are— 'dır'
- arm— kol
- around— etrafında
- art— sanat
- artist— sanatçı
- as— gibi
- ask— sormak
- asleep— uykuda
- at— de
- august— Ağustos
- aunt— hala
- autumn— sonbahar
- awake— uyanık
- away— uzak
B
- baby— Bebek
- back— geri
- backpack— sırt çantası
- bacon— Bacon
- bad— kötü
- bag— çanta
- bags— çantalar
- ball— top
- banana— muz
- bank— banka
- baseball— beyzbol
- basketball— basketbol
- bat— yarasa
- bath— banyo
- bathroom— banyo
- be— olmak
- beach— sahil
- bean— fasulye
- bear— ayı
- beautiful— Güzel
- because— Çünkü
- bed— yatak
- bedroom— yatak odası
- bee— arı
- beef— sığır eti
- beer— bira
- before— önce
- begin— başlamak
- behind— arkasında
- believe— inanmak
- bell— zil
- below— altında
- best— en iyi
- better— daha iyi
- between— arasında
- bicycle— bisiklet
- big— büyük
- bigger— daha büyük
- bike— bisiklet
- bin— çöp kutusu
- bird— kuş
- birthday— doğum günü
- biscuit— bisküvi
- bit— biraz
- bite— ısırmak
- black— siyah
- blood— kan
- blue— mavi
- boat— bot
- body— vücut
- bone— kemik
- book— kitap
- bookstore— kitapçı
- bored— sıkılmış
- boring— sıkıcı
- born— doğmak
- boss— patron
- both— ikisi birden
- bottle— şişe
- bottom— alt
- bowl— tas
- box— kutu
- boy— erkek çocuk
- boyfriend— erkek arkadaş
- brain— beyin
- bread— ekmek
- break— kırmak
- breakfast— kahvaltı
- bridge— köprü
- bring— getirmek
- broken— kırık
- brother— Erkek kardeş
- brothers— kardeşler
- brown— kahverengi
- brush— fırça
- build— inşa etmek
- building— bina
- burger— hamburger
- bus— otobüs
- bus stop— otobüs durağı
- busy— Meşgul
- but— Ancak
- butter— tereyağı
- butterfly— kelebek
- button— düğme
- buy— satın almak
- by— ile
- bye— güle güle
C
- cafe— kafe
- cake— kek
- call— aramak
- called— isminde
- camera— kamera
- can— olabilmek
- candle— mum
- candy— şeker
- cannot— yapamamak
- cap— şapka
- car— araba
- card— kart
- cards— kartlar
- caribbean— Karayipler
- carpet— halı
- carrot— havuç
- carry— taşımak
- cartoon— karikatür
- castle— kale
- cat— kedi
- catch— yakalamak
- cellphone— cep telefonu
- center— merkez
- centre— merkez
- chair— sandalye
- change— değiştirmek
- changed— değişti
- chat— sohbet etmek
- cheap— ucuz
- check— kontrol etmek
- cheese— peynir
- cherries— kirazlar
- chicken— tavuk
- child— çocuk
- children— çocuklar
- chips— cips
- chocolate— çikolata
- choose— seçmek
- church— kilise
- cinema— sinema
- circle— daire
- city— şehir
- class— sınıf
- classmate— sınıf arkadaşı
- classroom— sınıf
- clean— temiz
- click— tıklamak
- climb— tırmanmak
- clock— saat
- close— kapalı
- closed— kapalı
- clothes— kıyafetler
- cloud— bulut
- club— kulüp
- coat— kaban
- coffee— kahve
- coin— madeni para
- coke— kola
- cold— soğuk
- college— üniversite
- color— renk
- colorful— renkli
- colour— renk
- come— Gelmek
- comfortable— rahat
- computer— bilgisayar
- cook— aşçı
- cookie— kurabiye
- cooking— yemek pişirmek
- cool— Serin
- corn— mısır
- couch— kanepe
- could— yapabilirdi
- count— saymak
- country— ülke
- cousin— kuzen
- cow— inek
- cream— krem
- croissant— kruvasan
- cross— geçmek
- cry— ağlamak
- cup— bardak
- curve— eğri
- curved— kavisli
- cut— kesmek
- cute— sevimli
D
- dad— baba
- daddy— babacık
- dance— dans etmek
- dancer— dansçı
- dancing— dans
- dangerous— tehlikeli
- dark— karanlık
- date— tarih
- daughter— kız çocuğu
- day— gün
- days— günler
- dead— ölü
- death— ölüm
- december— Aralık
- deep— derin
- delicious— lezzetli
- dentist— dişçi
- desert— çöl
- desk— çalışma masası
- diary— günlük
- did— yaptı
- die— ölmek
- different— farklı
- difficult— zor
- dig— kazmak
- dining room— yemek odası
- dinner— akşam yemeği
- dirty— kirli
- do— yapmak
- doctor— doktor
- does— yapmak
- dog— köpek
- doing— yapmak
- doll— oyuncak bebek
- dollar— dolar
- door— kapı
- down— aşağı
- downstairs— alt katta
- drag— sürüklemek
- draw— çizmek
- drawing— çizim
- dream— rüya
- dress— elbise
- dressmaker— terzi
- dressy— şık
- drink— içmek
- drive— sürmek
- driver— sürücü
- drop— düşürmek
- drum— davul
- dry— kuru
- during— sırasında
E
- each— her biri
- ear— kulak
- early— erken
- ears— kulaklar
- east— doğu
- easy— kolay
- eat— yemek yemek
- egg— yumurta
- eight— sekiz
- eighteen— on sekiz
- eighty— seksen
- either— herhangi biri
- elephant— fil
- eleven— on bir
- else— başka
- email— e-posta
- end— son
- enjoy— eğlenmek
- even— hatta
- evening— akşam
- evenings— akşamlar
- every— Her
- everybody— herkes
- everyone— herkes
- everything— her şey
- everywhere— her yer
- example— örnek
- excellent— harika
- excited— heyecanlı
- exciting— heyecan verici
- excuse me— Affedersiniz
- exercise— egzersiz yapmak
- expensive— pahalı
- eye— göz
- eyes— gözler
F
- face— yüz
- factory— fabrika
- fairy— peri
- fall— düşmek
- family— aile
- famous— ünlü
- fan— fan
- farm— çiftlik
- farmer— çiftçi
- fast— hızlı
- fat— yağ
- father— baba
- favorite— favori
- favourite— favori
- february— Şubat
- feed— beslemek
- feel— hissetmek
- feeling— his
- feet— ayak
- field— alan
- fifteen— on beş
- fifty— elli
- fight— dövüşmek
- fill— doldurmak
- find— bulmak
- fine— iyi
- fingers— parmaklar
- finish— sona ermek
- finished— bitmiş
- fire— ateş
- first— Birinci
- fish— balık
- fishing— balıkçılık
- five— beş
- fix— düzeltmek
- flag— bayrak
- floor— zemin
- flower— çiçek
- fly— uçmak
- follow— takip etmek
- food— yiyecek
- foot— ayak
- football— futbol
- for— için
- forget— unutmak
- forty— kırk
- four— dört
- fourteen— on dört
- free— özgür
- friday— cuma
- friend— arkadaş
- frog— kurbağa
- from— -den
- front— ön
- fruit— meyve
- full— tam dolu
- fun— eğlence
- funny— komik
G
- game— oyun
- garden— bahçe
- geese— kazlar
- get— elde etmek
- get up— kalkmak
- ghost— hayalet
- gift— hediye
- girl— kız
- girlfriend— kız arkadaş
- give— vermek
- glad— memnun
- gladiator— gladyatör
- glass— bardak
- glasses— gözlük
- glue— zamk
- go— gitmek
- gold— altın
- good— iyi
- good afternoon— tünaydın
- good evening— iyi akşamlar
- good job— aferin
- good morning— Günaydın
- good night— iyi geceler
- goodbye— Güle güle
- goodnight— iyi geceler
- goose— kaz
- got— aldı
- grandfather— dede
- grandma— büyükanne
- grandmother— büyükanne
- grandpa— dede
- grandparent— büyükanne/büyükbaba
- grape— üzüm
- grass— çimen
- great— Harika
- greek— Yunan
- green— yeşil
- ground— zemin
- group— grup
- grow— büyümek
- guess— tahmin etmek
- guitar— gitar
- guy— adam
H
- had— vardı
- hair— saç
- half— yarım
- ham— jambon
- hamburger— hamburger
- hand— el
- hands— eller
- happen— olmak
- happy— mutlu
- hard— zor
- has— sahip olmak
- hat— şapka
- have— sahip olmak
- he— O
- head— kafa
- headache— baş ağrısı
- healthy— sağlıklı
- hear— duymak
- heart— kalp
- heavy— ağır
- hello— Merhaba
- help— yardım etmek
- her— onun
- here— Burada
- hers— onun
- herself— kendini
- hey— Hey
- hi— merhaba
- hide— saklamak
- high— yüksek
- hill— tepe
- him— onu
- himself— kendisi
- his— onun
- hispanic— Hispanik
- hold— tutmak
- hole— delik
- holiday— tatil
- home— Ev
- homework— Ev ödevi
- hope— umut
- horse— at
- hospital— hastane
- hot— sıcak
- hotel— otel
- hour— saat
- house— ev
- how— Nasıl
- hoy— hey
- hunting— avcılık
- hurry— acele etmek
- hurt— acıtmak
- husband— koca
I
- ice— buz
- ice-cream— dondurma
- idea— fikir
- if— eğer
- in— içinde
- information— bilgi
- inside— içeri
- into— içine
- is— dır
- island— ada
- it— o
- italian— İtalyan
- its— onun
- itself— kendisi
J
- jacket— ceket
- january— Ocak
- japanese— Japonca
- jeans— kot
- job— iş
- join— katılmak
- juice— meyve suyu
- july— temmuz
- jump— zıplamak
- june— haziran
- just— sadece
K
- keep— kale
- key— anahtar
- kick— tekme atmak
- kid— çocuk
- kind— tür
- king— kral
- kitchen— mutfak
- kite— uçurtma
- knee— diz
- knife— bıçak
- know— bilmek
L
- lady— bayan
- language— dil
- large— büyük
- late— geç
- later— Daha sonra
- latin— Latince
- laugh— gülmek
- leaf— yaprak
- learn— öğrenmek
- leave— ayrılmak
- left— sol
- leg— bacak
- legs— bacaklar
- lesson— ders
- let— izin vermek
- letter— mektup
- library— kütüphane
- life— hayat
- light— ışık
- lights— ışıklar
- like— beğenmek
- line— çizgi
- lion— aslan
- list— liste
- listen— Dinlemek
- little— biraz
- live— canlı
- living room— oturma odası
- long— uzun
- look— Bakmak
- lot— çok
- love— Aşk
- lunch— öğle yemeği
M
- machine— makine
- magazine— dergi
- mail— posta
- make— yapmak
- mall— alışveriş merkezi
- mamma— anne
- man— Adam
- many— birçok
- map— harita
- march— mart
- market— pazar
- married— evli
- marry— evlenmek
- may— olabilir
- maybe— Belki
- me— Ben
- meal— yemek
- meat— et
- meet— tanışmak
- message— mesaj
- mexican— Meksikalı
- middle— orta
- milk— süt
- mine— bana ait
- mini— mini
- minute— dakika
- miss— özlemek
- mister— Bay
- mom— anne
- moment— an
- mommy— anne
- monday— Pazartesi
- money— para
- monkey— maymun
- month— ay
- moo— mö
- moon— ay
- more— Daha
- morning— Sabah
- mornings— sabahlar
- moroccan— Faslı
- most— en
- mother— anne
- mothers— anneler
- mountain— dağ
- mouse— fare
- mouth— ağız
- move— taşınmak
- movie— film
- much— çok
- mud— çamur
- mum— anne
- music— müzik
- must— mecbur
- my— Benim
N
- name— isim
- near— yakın
- neck— boyun
- need— ihtiyaç duymak
- never— Asla
- new— yeni
- newest— en yeni
- news— haberler
- newspaper— gazete
- next— Sonraki
- nice— Güzel
- night— gece
- nights— geceler
- nighttime— gece
- nine— dokuz
- nineteen— on dokuz
- ninety— doksan
- no— hayır
- noise— gürültü
- noisy— gürültülü
- noon— öğlen
- nose— burun
- not— değil
- notebook— defter
- nothing— Hiçbir şey
- november— kasım
- now— Şimdi
- number— sayı
- numbers— sayılar
- nurse— hemşire
O
- oclock— saat
- october— ekim
- of— ait
- off— kapalı
- office— ofis
- often— sıklıkla
- oh— ah
- okay— Tamam
- old— eski
- olympics— olimpiyatlar
- on— Açık
- once— bir kere
- one— bir
- only— sadece
- oops— oops
- open— açık
- or— veya
- orange— portakal, turuncu
- other— diğer
- our— bizim
- ours— bizimki
- out— dışarı
- outside— dışarıda
- over— üzerinde
- own— sahip olmak
P
- page— sayfa
- paint— boyamak
- paints— boyalar
- pair— çift
- pants— pantolon
- papa— baba
- paper— kağıt
- parent— ebeveyn
- park— park
- parking— otopark
- part— parça
- party— parti
- pass— geçmek
- past— geçmiş
- pasta— makarna
- path— yol
- pay— ödemek
- peas— bezelye
- pen— dolma kalem
- pencil— kalem
- people— insanlar
- person— kişi
- pet— evcil hayvan
- phone— telefon
- photo— fotoğraf
- piano— piyano
- pick— seçmek
- picture— resim
- piece— parça
- pig— domuz
- pink— pembe
- pizza— pizza
- place— yer
- plane— uçak
- play— oynamak
- player— oyuncu
- please— Lütfen
- pocket— cep
- police— polis
- police officer— polis memuru
- pool— havuz
- post office— Postane
- potato— patates
- pretty— güzel
- price— fiyat
- prince— prens
- princess— prenses
- problem— sorun
- purple— mor
- push— itmek
- put— koymak
Q
R
- rabbit— tavşan
- race— ırk
- radio— radyo
- rain— yağmur
- rainy— yağmurlu
- rat— fare
- read— Okumak
- reading— okuma
- ready— hazır
- real— gerçek
- really— Gerçekten
- red— kırmızı
- reds— kırmızılar
- remember— hatırlamak
- repeat— tekrarlamak
- rest— dinlenmek
- restaurant— restoran
- rice— pirinç
- ride— sürmek
- right— Sağ
- ring— yüzük
- river— nehir
- rock— kaya
- room— oda
- rose— gül
- run— koşmak
S
- sad— üzgün
- salad— salata
- same— Aynı
- sandwich— sandviç
- saturday— Cumartesi
- save— kaydetmek
- saw— testere
- say— söylemek
- scarf— atkı
- school— okul
- scissors— makas
- screen— ekran
- sea— deniz
- season— mevsim
- seat— koltuk
- second— ikinci
- see— Görmek
- see you— Görüşürüz
- seen— görülen
- sell— satmak
- september— eylül
- set— ayarlamak
- seven— yedi
- seventeen— on yedi
- seventy— yetmiş
- shape— şekil
- she— o
- sheep— koyun
- shelf— raf
- ship— gemi
- shirt— gömlek
- shoe— ayakkabı
- shoes— ayakkabı
- shop— mağaza
- shopping— alışveriş
- short— kısa
- should— olmalı
- shoulder— omuz
- show— göstermek
- shower— duş
- sick— hasta
- side— taraf
- silver— gümüş
- simple— basit
- sing— şarkı söylemek
- singer— şarkıcı
- sir— Sayın
- sister— kız kardeş
- sit— oturmak
- sit down— oturmak
- six— altı
- sixteen— on altı
- sixty— altmış
- size— boyut
- skate— paten yapmak
- ski— kayak
- skies— gökyüzü
- skirt— etek
- sky— gökyüzü
- sleep— uyumak
- slow— yavaş
- small— küçük
- smart— akıllı
- smell— koklamak
- smile— gülümsemek
- smoke— duman
- snake— yılan
- snow— kar
- snowy— karlı
- so— Bu yüzden
- soccer— futbol
- socks— çorap
- sofa— divan
- some— bazı
- someone— birisi
- something— bir şey
- sometimes— Bazen
- son— oğul
- song— şarkı
- soon— yakında
- sorry— üzgün
- sort— tür, çeşit
- sound— ses
- soup— çorba
- south— güney
- speak— konuşmak
- special— özel
- spend— harcamak
- sport— spor
- spot— leke
- spring— bahar
- stairs— merdiven
- stand— ayakta durmak
- star— yıldız
- start— başlamak
- station— istasyon
- stay— kalmak
- step— adım
- steps— adımlar
- still— hâlâ
- stone— taş
- stop— durmak
- store— mağaza
- story— hikaye
- straight— dümdüz
- strange— garip
- street— sokak
- strong— güçlü
- student— öğrenci
- study— çalışmak
- stuff— şey
- subway— metro
- such— böyle
- sugar— şeker
- summer— yaz
- sun— güneş
- sunday— Pazar
- sunny— güneşli
- sunset— gün batımı
- sunshine— güneş ışığı
- super— süper
- supermarket— süpermarket
- sure— emin
- surprise— sürpriz
- sweet— tatlı
- swim— yüzmek
- swimming— yüzme
T
- table— masa
- take— almak
- talk— konuşmak
- tall— uzun
- taxi— taksi
- tea— çay
- teach— öğretmek
- teacher— Öğretmen
- team— takım
- teeth— dişler
- telephone— telefon
- television— televizyon
- tell— söylemek
- ten— on
- tennis— tenis
- terrible— korkunç
- test— test
- than— -den
- thank— teşekkür etmek
- thank you— Teşekkürler
- thanks— teşekkürler
- that— O
- the— o
- theatre— tiyatro
- their— onların
- them— onları
- themselves— kendileri
- then— Daha sonra
- there— orada
- these— bunlar
- they— Onlar
- thick— kalın
- thin— ince
- thing— şey
- think— düşünmek
- think about— düşün
- thirteen— on üç
- thirty— otuz
- this— Bu
- those— onlar
- three— üç
- through— içinden
- throw— fırlatmak
- thursday— Perşembe
- ticket— bilet
- tie— bağlamak
- tiger— kaplan
- tight— sıkı
- time— zaman
- tired— yorgun
- to— -e
- today— Bugün
- together— birlikte
- toilet— tuvalet
- told— söyledi
- tomato— domates
- tomorrow— Yarın
- tonight— bu akşam
- too— fazla
- took— aldı
- tool— alet
- tooth— diş
- top— tepe
- tot— bebek
- touch— dokunmak
- tourist— turist
- toward— doğru
- towel— havlu
- tower— kule
- town— kasaba
- toy— oyuncak
- traffic light— trafik ışığı
- train— tren
- train station— tren istasyonu
- travel— seyahat etmek
- tree— ağaç
- trip— seyahat
- trousers— pantolonlar
- truck— kamyon
- true— doğru
- try— denemek
- tshirt— tişört
- tuesday— Salı
- turkey— hindi
- turkish— Türkçe
- turn— dönmek
- twelve— on iki
- twenty— yirmi
- two— iki
- type— tip
U
- ugly— çirkin
- uh-huh— Hı hı
- umbrella— şemsiye
- uncle— amca
- under— altında
- until— değin
- up— yukarı
- us— bizi
- use— kullanmak
- usually— genellikle
V
- vacation— tatil
- vegetable— sebze
- very— çok
- video— video
- vietnamese— Vietnamlı
- village— köy
- visit— ziyaret etmek
W
- wait— Beklemek
- waiter— garson
- waitress— Garson
- wake— uyanmak
- wake up— uyanmak
- walk— yürümek
- walking— yürüme
- wall— duvar
- want— istemek
- war— savaş
- warm— ılık
- was— idi
- wash— yıkamak
- watch— kol saati
- water— su
- water bottle— su şişesi
- way— yol
- we— Biz
- wear— giymek
- wednesday— Çarşamba
- week— hafta
- weekend— hafta sonu
- weight— ağırlık
- welcome— Hoş geldin
- well— Peki
- well done— tebrikler
- went— gitti
- were— idiler
- what— Ne
- wheel— teker
- when— Ne zaman
- where— Neresi
- which— Hangi
- white— beyaz
- who— kim
- whose— kimin
- why— Neden
- wife— eş
- will— irade
- win— kazanmak
- wind— rüzgâr
- window— pencere
- winner— kazanan
- winning— kazanan
- winter— kış
- wish— dilemek
- with— ile
- without— olmadan
- woman— kadın
- wonderful— müthiş
- word— kelime
- work— iş
- worker— işçi
- world— dünya
- worry— endişelenmek
- would— -erdi, -ecekti
- wow— Vay
- write— yazmak
- writer— yazar
- wrong— yanlış
Y
- yard— bahçe
- year— yıl
- yellow— sarı
- yes— Evet
- yesterday— Dün
- yet— henüz
- you— Sen
- you're welcome— Rica ederim
- young— genç
- your— senin
- yours— seninki
- yourself— kendin
Z
- zoo— hayvanat bahçesi
Kendini test et: her konu koleksiyonunda 10 kelimelik bir test var — örneğin Vücut ve görünüm, Zaman ve takvim, Hava ve doğa. Tüm koleksiyonlar →
A1 kelimeleri istediğin gibi öğren
WordStudy'de bu kelimeler aynı çeviri ve tanımlarla var. Bilmediklerini ekle ve 10 yolla çalış — tam 4 adımlı döngü, tek bir hızlı egzersiz ya da bir oyun.