İngilizce–Türkçe yanlış arkadaşlar (false friends)

Türkçedeki bir kelimeye benzeyen ama başka anlama gelen İngilizce kelimeler. Her birinin çevirisi, örneği ve seviyesi var.

Yanlış arkadaşlar (false friends), iki dilde yazılışı ya da söylenişi birbirine benzeyen ama anlamı farklı olan kelimelerdir. Çoğunun ortak kökeni Latince, Fransızca ya da İtalyancadır; sonra her dilde anlam ayrı yöne gitmiştir.

Tehlikeli olmalarının sebebi şüphe uyandırmamaları: bilmediğin kelimeye sözlükte bakarsın, ama tanıdık görüneni kontrol etmezsin. Böylece “magazine” magazin, “pasta” da yaş pasta sanılır; oysa biri dergi, öbürü makarnadır.

Aşağıda 30 kelime var: önce Türkçedeki benzeriyle asla aynı anlama gelmeyenler, sonra yalnızca bazen örtüşenler. Her birinde gerçek anlam, karıştırdığın Türkçe kelimenin İngilizcesi, örnek cümle ve A1–C2 arası seviye yer alıyor.

Kendini dene ↓

Göründüğü gibi olmayanlar

actual B1

Anlamı
gerçek
Şununla karıştırma
aktüel → current, topical

Actual «güncel» demek değildir; «gerçek, asıl» anlamına gelir. «Güncel» için current ya da up-to-date kullan.

The actual price was higher than the price on the sign.
Gerçek fiyat, tabeladaki fiyattan yüksekti.

pasta A1

Anlamı
makarna
Şununla karıştırma
pasta → cake

İngilizce pasta «makarna» demektir. Bizim «pasta» dediğimiz şey için cake ya da pastry de.

We had pasta for dinner last night.
Dün akşam yemekte makarna yedik.

preservative B2

Anlamı
koruyucu madde
Şununla karıştırma
prezervatif → condom

Preservative yiyeceklerin bozulmasını önleyen maddedir, prezervatifle ilgisi yok. «Prezervatif» için condom de.

This jam has no preservatives.
Bu reçelde koruyucu madde yok.

sympathetic B2

Anlamı
anlayışlı, merhametli
Şununla karıştırma
sempatik → likeable, nice

Sympathetic «sempatik» değil, başkasının derdini anlayan kişi demektir. «Sempatik» için nice ya da likeable de.

My teacher was sympathetic when I missed the exam.
Sınavı kaçırınca öğretmenim anlayışlı davrandı.

agenda B2

Anlamı
gündem, toplantı maddeleri
Şununla karıştırma
ajanda → planner, diary

Agenda toplantıda konuşulacak maddelerin listesidir. Not defteri anlamındaki «ajanda» için planner ya da diary de.

The first item on the agenda is money.
Gündemin ilk maddesi para.

closet A2

Anlamı
dolap
Şununla karıştırma
klozet → toilet bowl

Closet «klozet» değil, kıyafet ya da eşya koyduğun «dolap» demektir. Tuvalet için toilet kullan.

She hung her coat in the closet.
Montunu dolaba astı.

grip B1

Anlamı
tutuş, sıkı tutma
Şununla karıştırma
grip → flu

Grip bir şeyi sıkı tutmak ya da tutuş demektir, hastalık adı değil. Grip olduğunda «I have grip» deme, I have the flu de.

He lost his grip and fell.
Tutuşunu kaybetti ve düştü.

magazine A1

Anlamı
dergi
Şununla karıştırma
magazin → gossip, celebrity news

Magazine ünlülerin dedikodusu değil, dergidir. «Magazin» için celebrity news ya da gossip de.

I read a magazine on the train.
Trende bir dergi okudum.

petrol A2

Anlamı
benzin
Şununla karıştırma
petrol → crude oil

Petrol İngiliz İngilizcesinde arabaya koyduğun benzindir (Amerika'da gas). Ham petrol için oil ya da crude oil de.

We stopped to buy petrol.
Benzin almak için durduk.

sympathy B1

Anlamı
üzüntüye ortak olma, acıma
Şununla karıştırma
sempati → liking, attraction

Sympathy birine duyulan hoşlanma değil, üzüntüsüne ortak olmaktır. «Sempati duymak» için like ya da feel drawn to de.

She sent a card to show her sympathy.
Başsağlığı dilemek için bir kart gönderdi.

fabric B2

Anlamı
kumaş
Şununla karıştırma
fabrika → factory

Fabric kumaştır, fabrika değil. «Fabrika» için factory de.

This fabric is soft and warm.
Bu kumaş yumuşak ve sıcak.

pension B1

Anlamı
emekli maaşı
Şununla karıştırma
pansiyon → guesthouse

Pension emekli maaşıdır, otel gibi bir yer değil. «Pansiyon» için guesthouse ya da B&B de.

My grandfather lives on his pension.
Dedem emekli maaşıyla geçiniyor.

patron B2

Anlamı
destekçi, müşteri
Şununla karıştırma
patron → boss

Patron restoranın ya da dükkânın müşterisi, bir kurumun destekçisidir; işveren değil. «Patron» için boss de.

The restaurant thanks its patrons for coming.
Restoran, gelen müşterilerine teşekkür ediyor.

kayak B1

Anlamı
kano
Şununla karıştırma
kayak → skiing

Kayak kürekle ilerleyen dar bir teknedir, yani kano. Karda yapılan «kayak» için skiing de; go kayaking ise kano yapmak demek.

We went kayaking on the river.
Nehirde kano yaptık.

conserve B2

Anlamı
korumak, tasarruf etmek
Şununla karıştırma
konserve → canned food

Conserve bir şeyi korumak ya da idareli kullanmaktır. «Konserve» için canned food de.

We must conserve water in summer.
Yazın su tasarrufu yapmalıyız.

casket B1

Anlamı
tabut; küçük kutu
Şununla karıştırma
kasket → flat cap

Casket şapka değil, «tabut» (ya da değerli eşya konan küçük bir kutu) demektir. Kasket için flat cap kullan.

The casket was covered with white flowers.
Tabutun üstü beyaz çiçeklerle kaplıydı.

jest C1

Anlamı
şaka, espri
Şununla karıştırma
jest → gesture, kind act

Jest «jest» (nazik davranış, el kol hareketi) değil, «şaka, espri» demektir ve günlük konuşmada az geçen eski bir sözcüktür. Jest için gesture kullan.

He only said it in jest, so don't be upset.
Bunu sadece şaka olsun diye söyledi, üzülme.

rant C1

Anlamı
atıp tutmak, söylenmek
Şununla karıştırma
rant → unearned profit, windfall

Rant «rant» (emek harcamadan elde edilen kazanç) değildir; öfkeyle uzun uzun «atıp tutmak, söylenmek» demektir. Rant için unearned profit kullan.

He started to rant about the traffic again.
Yine trafik hakkında atıp tutmaya başladı.

Yalnızca bazen aynı olanlar

Bu kelimelerin Türkçedeki benzeriyle ortak bir anlamı var, ama çoğu zaman başka bir anlama gelir — örneğe bak.

college A1 bazen aynı

Anlamı
üniversite, yüksekokul
Şununla karıştırma
kolej → private school

İngilizcede college çoğunlukla liseden sonra gidilen okuldur, yani üniversite ya da yüksekokul. Bizim «kolej» dediğimiz özel okul için private school de.

My sister goes to college in Boston.
Kız kardeşim Boston'da üniversiteye gidiyor.

control B1 bazen aynı

Anlamı
yönetmek, hâkim olmak
Şununla karıştırma
kontrol (etmek) → to check

Control çoğunlukla «yönetmek, hâkim olmak» demektir; passport control gibi birkaç kalıpta «kontrol» anlamı da var. Bir şeye bakıp doğrulamak için check de.

He could not control his anger.
Öfkesine hâkim olamadı.

etiquette B2 bazen aynı

Anlamı
görgü kuralları
Şununla karıştırma
etiket → label, tag

Etiquette görgü kurallarıdır; Türkçedeki «etiket»in de bu anlamı var. Ama ürünün üstündeki etiket için label ya da tag de.

Good table etiquette is important in many countries.
Birçok ülkede iyi bir sofra görgüsü önemlidir.

market A1 bazen aynı

Anlamı
pazar, piyasa
Şununla karıştırma
market → supermarket, grocery store

Market çoğunlukla açık pazar ya da piyasa demektir; Amerika'da küçük bir yiyecek dükkânı için de söylenir. Bizim «market» dediğimiz yer için supermarket ya da grocery store de.

We buy fresh fruit at the market on Saturdays.
Cumartesileri pazardan taze meyve alıyoruz.

parcel B1 bazen aynı

Anlamı
paket, koli
Şununla karıştırma
parsel → plot of land

Parcel çoğunlukla postayla gönderilen «paket, koli» demektir. «Parsel» (arazi parçası) anlamı da vardır ama çok daha az kullanılır; arsa için plot of land demek daha doğaldır.

A parcel for you arrived this morning.
Bu sabah sana bir koli geldi.

faculty B2 bazen aynı

Anlamı
öğretim kadrosu, yetenek
Şununla karıştırma
fakülte → faculty (UK), school (US)

Faculty Amerika'da bir okulun öğretim kadrosu, ayrıca doğal bir yetenek demektir. Üniversitedeki «fakülte» anlamı yalnızca İngiltere'de var (Faculty of Law); Amerika'da bunun için school de.

The faculty meets every Monday.
Öğretim kadrosu her pazartesi toplanır.

apartment A1 bazen aynı

Anlamı
daire
Şununla karıştırma
apartman → apartment building

Apartment bir binadaki tek bir dairedir. Bütün bina için apartment building de.

We live in a small apartment on the third floor.
Üçüncü kattaki küçük bir dairede yaşıyoruz.

condition B1 bazen aynı

Anlamı
durum, rahatsızlık
Şununla karıştırma
kondisyon → fitness

Condition çoğunlukla bir şeyin durumudur; sağlıkta «rahatsızlık» da demektir. Spor yapan birinin «kondisyonu» için fitness de.

My grandmother has a heart condition.
Büyükannemin bir kalp rahatsızlığı var.

chef A2 bazen aynı

Anlamı
aşçı
Şununla karıştırma
şef → boss, manager

Chef restoranda yemek yapan aşçıdır. İş yerindeki «şef», yani amirin için boss ya da manager de.

The chef cooked fish for us.
Aşçı bize balık pişirdi.

passage B1 bazen aynı

Anlamı
geçit, koridor; metin parçası
Şununla karıştırma
pasaj → shopping arcade

Passage çoğunlukla dar bir «geçit, koridor» ya da metinden bir «parça» demektir; ikinci anlamı Türkçedeki «pasaj» ile aynıdır. Alışveriş pasajı için ise arcade ya da shopping arcade de.

A narrow passage led to the garden.
Dar bir geçit bahçeye çıkıyordu.

campaign B1 bazen aynı

Anlamı
kampanya, seferberlik
Şununla karıştırma
kampanya → sale, special offer

Campaign, bir amaç için yürütülen «kampanya, seçim ya da reklam çalışması» demektir. Mağazadaki «indirim kampanyası» anlamında kullanılmaz; onun için sale ya da special offer de.

The campaign to save the park lasted two years.
Parkı kurtarma kampanyası iki yıl sürdü.

salon B1 bazen aynı

Anlamı
kuaför, güzellik salonu
Şununla karıştırma
salon → living room, hall

İngilizcede salon saç ya da güzellik için gidilen yerdir. Evdeki «salon» için living room de.

I had my hair cut at the salon.
Saçımı kuaförde kestirdim.

Kendini dene: doğru çeviri hangisi?

Bu sayfadan 10 kelime. Seçeneklerden biri tuzak: Türkçedeki benzer kelime.

Bu kelimeleri WordStudy'de çalış

Takıldığın kelimeleri ekle: uygulama onları kartlarda, testlerde ve yazım alıştırmalarında akılda kalana kadar tekrar ettirir.

QR — App StoreKamerayı tut — App Store açılır

Sık sorulan sorular

İngilizce–Türkçe yanlış arkadaşlar nedir?

İki dilde yazılışı ya da söylenişi benzeyen ama anlamı farklı olan kelimelerdir. Klasik örnek: İngilizce “magazine” dergi demektir; Türkçedeki “magazin” ise İngilizcede gossip ya da celebrity news diye söylenir.

İngilizce ile Türkçede neden bu kadar çok var?

Türkçe, özellikle Fransızcadan ve İtalyancadan çok sayıda kelime almış; İngilizce de kelime hazinesinin büyük kısmını Latinceden ve Fransızcadan devralmış. Yazılış benzer kalmış, anlamlar ise her dilde kendi yoluna gitmiş.

Bunları karıştırmayı nasıl bırakırım?

Kelimeyi tek kelimelik çeviriyle değil, örnek cümleyle öğren ve tanıdık görünenleri de kontrol et. Tuzak kelimeleri birkaç gün arayla tekrar etmek doğru anlamın yerleşmesine yardım eder.

Konuyla ilgili

Seviyeler (A1–C2) ve çeviriler WordStudy sözlüğünden alındı. Hata mı buldun? words.study.project@gmail.com adresine yaz.